RUHUMU OKŞADI DERİN BİR SÜKUT;KAYBETTİM İNCİLERİMİ BİR HAZAN GÜNÜ
..........HOŞGELDİNİZ............

Gökyüzünü izleyin...

Hayatinizda ilk ve tek olacak DIKKAT!!!!!
 
 
Mars gezegeni Ağustostan itibaren geceleri gökyüzünün en parlak cismi olacak.Mars çiplak gözle dolunay kadar büyük görünecek.

27 Ağustos'ta Mars dünyaya 34,65 milyon mil yaklaştiginda en büyük
göründügü gün olacak.27 Ağustos gecesi 00:30'da gökyüzünü izleyin.Dünyanin iki ay'i varmiş gibi görünecek.

Mars'in dünyaya bu kadar yakin geçecegi bir sonraki tarih 2287 yili.
Bunu dostlarinizla ve sevdiklerinizle paylaşin.Bugün hayatta olan hiçbir kimse bu olayi tekrar göremeyecek.

Yorum (yok) Sende Dök içini!

VATAN - NAMUS - AHDE VEFA İÇİN SENİNLEYİZ

Ülke haraç mezat satılırken, ekonomi freni patlamış kamyon gibi giderek hızlanarak felakete sürüklenirken, halkımız sadaka sosyalizmine mahkum edilirken, işsizlik almış başını giderken, en önemlisi Atatürk Devrimleri her gün yıpratılırken ve kimsenin sesi çıkmazken tek bir kişinin sesi çıkıyordu TUNCAY ÖZKAN'ın. Vatan diyordu, namus diyordu, ahde vefa diyordu. Herkesi kızdırıyordu.Meydanlarda peşine düşen yüz binler dışında.

Kimler kızıyordu ona. Hükümet, kafasını ve kalemini kiralamış yazar çizer takımı, liboş sözde aydınlar, çıkarları zedelenen istikrarcı işadamları. Herkes kızıyordu ama en ilginç ve acı olanı sözde Atatürkçülerin kızmasıydı. Çok azı mertçe karşı çıkıyordu yaptıklarına, kimi görmezden geliyordu, kimi sinsice taş koyuyordu yoluna. Ama, ama bir de pusuya yatıp, kalleşçe düşmesini bekleyenler varmış. Bugün düştü sanıp üzerine çullanan sırtlanlar, çakallar.Fakat korkmasın o çakallar, sırtlanlar Memleket Sevdalıları Derneği ve Biz Kaç Kişiyiz Sivil Platformu olarak, bizler de not aldık onları, tarihin not aldığı gibi.

Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek diyordu, diyorduk. Bugün " gün gelecek, devran dönecek, AKP ve sırtlanlar hesap verecek" diyoruz. Gazi Mustafa Kemal gibi "geldikleri gibi gidecekler" diyordu, diyorduk. Geldikleri gibi gidecekler, kiralık kafaları ve kalemleriyle ve de sırtlanlarıyla diyoruz , bugün.

Ne yaptı Tuncay Özkan size sözde Atatürkçü aydınlar (?). Tembelliğinizi yüzünüze vurdu değil mi?Sizler lüks konutlarınızda ellerinizde viskiniz, yüksek maaşlarınızla refah içinde ne şiş yansın ne kebap yazılarınızı yazıp, kendinizi ve halkı kandırırken o meydanlara indi. Gerçek Atatürkçüğü gösterdi. Kendinizi ve halkı kandırmanıza son verdi. Maskeler düştü şimdi ya meydanlara inecek veya en azından oturup mesleğiniz yazarlıkmışçasına gerçek yazılar yazmaya çalışacak ve hükümetin, dolayısıyla patronlarınızın tepkisini çekecektiniz, ya itiraf edecektiniz ne mal olduğunuzu. Ama olmaz, bunların ikisi de mertlik gerektirir. Size yakışmaz. Siz, size yakışanı yaptınız. Beklediniz. Onu düştü sanana kadar beklediniz. İlk fırsatta hemen yalanla, dedikoduyla üstüne çullandınız. Yıllardır her 24 ocakta hep birlikte konvoy olur yazılar yazarsınız. Uğur Mumcu ağıtları yazarsınız. Hangi yüzle yazıyorsunuz bu yazıları, diriye saygınız kalmadı şehide de mi kalmadı artık. Uğur Mumcu böyle mi öğretti size gazeteciliği? 45 milyon almış da 25' miş borcu da 20 yi cebine atmış. Hani belgen, gazeteci misin dedikodu yazarı mı? Bunları yazan ve belgesini ortaya koymayanları Memleket Sevdalıları Derneği ve Biz Kaç Kişiyiz Sivil Platformu olarak esefle kınıyoruz.
Sözde Atatürkçü olan veya rengini belli etmeyen sevgili sermayemiz, ne güzeldi değil mi Tuncay Özkan kitleleri örgütlüyor, onlar da en temiz duygularla yeşil sermayenin, yabancı sermayenin listelerini çıkarıyor, onları boykot ediyor, tüketimlerini size yönlendiriyordu. Hiç reklam yapmanıza bile gerek yoktu, nasılsa Tuncay Özkan' ın vatanseverliği yapıyordu bunu sizin yerinize, karlar, cirolar artıyordu, kapasite arttırıyordunuz. Ama Tuncay sizden uzak durmalıydı, ne gereği vardı hükümetin tepkisini çekmenin. Derneğimiz ve Platformumuz sizleri de not aldı. Yol daha bitmedi, yeni başlıyor .

Ve Tuncay Özkan sizi biz değil tarih not aldı. En güzel sayfalarında yer vermek üzere. Yüreğinizi, canınızı ortaya koyuşunuzu, bedel karşılığı ne demek, her türlü bedeli ödemeyi göze alarak, meydan meydan haykırışınızı tarih not aldı. Vatan için, namus için, ahde vefa için sonuna kadar buradayım dediniz, vatan için, namus için, ahde vefa için sonuna kadar yanınızdayız.

Yorum (yok) Sende Dök içini!

KEMİK İLİĞİ...

DONÖR OLMAK İÇİN ŞİMDİLİK

BİR FORM DOLDURMAK YETERLİ


AŞAĞIDAKİ ADRESTEN FORMA ULAŞABİLİRSİNİZ:

 

https://www. losev.org. tr/bagissorgu/ bagis/Bag_ DBilgi_grs. aspx


Yorum (yok) Sende Dök içini!

SON ÇILGIN TüRK'ü KAYBETTiK...

Bütün değerlermiz g ibi, son çılgın Türk'ümüzü, Kurtuluş S avaşımızdan geriye
kalan son GAZİMİZİ de yitirdik.

SON NASİHATİ

‘Bu vatanı çok zor kurtardık, kıymetini bilin’


Gazi Y akup, bulanık zihninde eski anılar tüm berraklığıyla canlanırken,

“Bir kulağımda düşmanın, diğerinde bizim askerin kurşunu.

Mermiler vızır vızırdı ama korkmuyorduk” diyordu...

Y akup Satar, 1314 Kırım doğumluydu. Y ani günümüzün takvimine göre 1898 yılında o dönemde Rusya İmparatorluğu’nun topraklarında olan Kırım’da Hızır Bey ve Bahtlı Hanım’ın oğlu olarak geldi dünyaya.


Rusya İmparatorluğu’nun Türklere yaptığı baskı nedeniyle, 5 

yaşındayken ailesiyle birlikte Eskişehir’e göç etti. Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na girdiği yıllarda askere başladı, sonrada Milli

Mücadele’ye katıldı.Son yıllarında kendisini ziyarete gelen gazetecilere bir anısını şu sözlerle anlatıyordu: “Polatlı tarafında sabaha karşı düşman gelip bizim istihkâmlara yerleşmiş.Nöbetçiler de sabah görünce ’Düşman geldi, düşman geldi’ diye uyardı.Bizim asker geri kaçtı.Ben kaçamadım.Bizim askerle benim aramda bir kurşunluk mesafe var. Düşman ateş etmeye

başladı.Teslim olsam eziyet edip öldürürler.Bizim askere doğru koşuyorum. Bir kulağımda düşmanın, bir kulağımda bizim askerin kurşunu.Kafama çarpsa ölürüm.Ama Allah tarafından korundum. Kurşun yemeden bölüğüme katıldım.Mermiler vızır vızır uçardı.Ama biz korkmazdık düşmandan.”
Son gazi o günlerin gururuyla eklemişti. “Yaa biz bu vatanı, bu zor şartlarda kurtardık. Siz siz olun, kıymetini bilin.”
Son gününe kadar Eskişehir’de 71 yaşında ki kızı Zekiye Satar ile birlikte yaşayan

Yakup Satar, 1. Dünya Savaşı’nda Bağdat-Musul’da savaştıktan sonra , İstiklal Harbi’nde de yer aldı.

6 çocuk, 48 torun sahibi

Zaferden sonra ömrünün geri kalanın memleketi Eskişehir’de geçirdi. 6 çocuk, 48 torun sahibi Yakup Satar, hatıralarını anlatırken duygulanıyor, İstiklal

Gazisi madalyasını gururla taşıyordu.


Yorum (1) Sende Dök içini!

Ormanlarımıza sahip çıkalım...

 Zaten üzerine ev yapmışlar, hiç olmazsa arazinin parasını alalım demek, HUKUKA SAYGILI OLAN İNSANLARA HAKSIZLIKTIR

 

Üzerindeki ağaçları kesilmiş diye orman özelliğini kaybetmiş arazileri satalım demek O AĞAÇLARI KESENLERE, YAKANLARA, YOK EDENLERE DESTEK VERMEKTİR.

 

Önemli olan ağaç yetiştirmektir, orman yapmaktır. ORMAN YAPAMIYORUZ HİÇ OLMAZSA BİRİSİNİN İŞİNE (!) YARASIN DEMEK BASİTLİKTİR, BECERİSİZLİKTİR.

 

Bir arabanın yıllık CO2 emisyonu ancak 150 ağaçla temizleniyor. O ARAZİLERE, KİRLETTİĞİMİZ DOĞAYI TEMİZLEMEK İÇİN GEREKSİNİMİMİZ VAR. HER PLAKA İÇİN 150 AĞACIN PARASINI ALSINLAR VE TEMA VAKFINA VERSİNLER. 2B LER 10 SENEDE ORMAN OLUR.  

 

2B ARAZİLERİNDE OTURANLAR VARSA ONLARA DA HUKUK DEVLETİ OLDUGUMUZ GÖSTERİLSİN.

 

2B arazileri satılmasın.


TEMA VAKFI 5 MİLYON İMZA BEKLİYOR, BİZ O KADAR VARIZ...


Tema’nın kampanyasına katılmak istiyorsanız lütfen

 

http://www.tema. org.tr/2B/ index.asp


adresindeki ankete katılın.

Yorum (1) Sende Dök içini!

...

Yorum (yok) Sende Dök içini!

Vatan evlatları gitti,gidiyor...

Siz hala uyumaya devam edin...
Vatan evlatları gitti, gidiyor!!!

Bundan bir kaç yıl öncesine kadar F-16 üretim merkezi TAI de uçakların dost-düşman tanımlamasını yapan elektronik sistemi, bir tane dahi Türk mühendisin bile giremediği bir bölümde üretiliyordu. * *Bu sistem Türk F-16 sının bir uçak ile karşılaştığında karşıdakinin dost mu düşman mı olduğunu pilota iletiyordu. Yalnız burada bir sorun vardı.Bir Türk F-16 sı stratejik kadim dostlarımızdan (!) ABD, İngiliz veya Yunan uçaklarından biri ile karşılaştığında onları DOST görüyordu. Bu da bir savaş halinde Bu kadim dostlarımızın (!) bizi sinek avlar gibi avlayabilmesi anlamını taşıyordu. ASELSAN mühendisleri 6 ay gibi kısa bir sürede ABD tarafından bize güdülen bu uçak tanıma
sisteminin hakimiyetini lehimize çevirmeyi başardı. ABD'nin yıllarca çalışarak kurduğu tezgah, dahi Türk mühendisleri tarafından kısa bir zamanda bertaraf edilmişti.

**Peki dahi mühendislerimiz şimdi ne ile uğraşıyorlardı?* *Kadim dostumuz (!) ABD, sadece uçak tanıma sistemini elinde tutma kozunu elinde bulundurmuyordu. Bundan daha vahim ve önemli bir kozu var:* *ABD, herhangi bir savaş veya askeri operasyon sırasında ABD tarafından satılmış veya modernize edilmiş elektronik sisteme sahip uçak,helikopter, tank, zırhlı birlikler, izleme sistemleri gibi hayati araçları **UYDUSUNDAN VERDİĞİ BİR EMİR İLE SAF DIŞI BIRAKABİLİYOR. * *Yani, kendi yaptığı bu elektronik sistemler istendiği anda uzaktan kumanda misali uydulardan kontrol edilebiliyor.Bu Türk Ordusunun savaş başlamadan yenilgisi anlamına geliyor. **İşte 3 dahi mühendisin katlinin nedeni :**ASELSAN mühendisleri, uçak tanıma sistemlerinin MİLLİLEŞTİRİLMESİ konusundaki başarısından sonra, benzer bir başarıyı bu ABD güdümlü elektronik sistemlerinin kontrol dışı bırakılması, uydu müdahalesini bertaraf edecek yeni elektronik sistemlerin geliştirilerek silahlı gücümüzün MİLLİLEŞTİRİLMESİ için çalışıyorlardı. Bunlardan 3 gencimiz kadim dostumuz (!) tarafından ŞEHİT edildi. **Dostumuz bu sistemi EŞREF BİTLİS PAŞA'NIN ŞEHİT EDİLMESİNDE DE içinde bulunduğu helikopterde kullanmıştı.
 
 
 

**Uyumaya devam etmek isteyenler, UYUMAYA DEVAM EDİN!**



*Tarih: 7 Ağustos 2006*
*Yer: Pursaklar-Ayancı k Yolu(Ankara) * Aselsan'da çok önemli projolere imza atan 31 yaşındaki makine mühendisi Hüseyin Başbilen bir aracın içinde ölü bulunuyor. ODTÜ mezunu mühendisin sol el bileğinde ve boynunda kesik izleri var. Otopsi sonucu "intihar etmiştir"deniliyor.

*Tarih: 16 Ocak 2007*
*Yer: Gölbaşı(Ankara) * Aselsan'da çalışan ODTÜ mezunu elektrik mühendisi 30 yaşındaki Ali Ünsem Ünal aracının içinde tabancayla intihar ediyor.3 yıldır Aselsan'da çalışan mühendis ölüyor.

*Tarih: 26 Ocak 2007*
*Yer: Batıkent(Ankara) * 26 yaşındaki ODTÜ mezunu elektrik mühendisi Evrim Yançeken evinde intihar ediyor. 2 yıldır ASELSAN'da görev yapan 26 yaşındaki Evrim Yançeken, 7. kattaki evinin pencerisinden atlıyor. Genç mühendis ölüyor.

Yüksek lisans yapan genç mühendisin, uzun süredir tez için çalıştığı ve bu nedenle psikolojisinin bozulduğu iddia edildi. Bir de intihar notu bırakmış: "Artık *dayanamıyorum. Psikolojim çok bozuldu. Yüksek lisans tezimle ilgili büyük sıkıntılar yaşıyorum. İntiharımdan kimse sorumlu değil. Ailemin üzülmesini istemiyorum. * ***7 Ağustos'taki ilk intiharda şüpheler vardı. Mühendis Hüseyin Başbilen'in vücudundaki kesikler için "kendi yaptı" dendi.

***Gölbaşı'ndaki 2. intihar da mühendis Ali Ünsem Ünal,aracının içinde başından vurulmuş bulundu. "İntihar etti" dendi.

***Batıkent'teki 3. intiharda ise Evrim Yançeken intihar notunu yazıp 7. kattan kendini attı.
Dikkat ederseniz 3 ölüm de farklı biçimde gerçekleşiyor. 3 farklı intihar metodunu uyguluyor mühendisler. İntiharlar son 6 aya sıkışmış. İlginç. Aselsan, TSK'nın dışa bağımlılığını azaltmak için kurulmuş bir şirket. En önemli özelliği aviyonik bakımından bunu büyük ölçüde başarmış olması. Bu aviyonik meselesi çok önemli. 650 milyon dolara F-16'larımızı ABD modernize edecek ya, işte o uçaklarda bizimkilerin yapamadığı tek şey aviyonik sistemler. Dışa bağımlılık o yüzden. Türkiye'nin en parlak üniversitesinden mezun olmuş 3 parlak mühendis. Türkiye'nin en parlak kuruluşlarından birinde iş buluyorlar. Türkiye standartlarına göre hayli iyi maaş alıyorlar. Ve "yüksek lisans tezi sıkıntısı" onları intihara sürüklüyor. Yüksek lisans neden yapılır? Daha iyi maaş, daha iyi mevkii için. Adam zaten 26 yaşında bunu başarmış. Diğerleri de...

Aselsan'ın internet sayfasına giriyorum,intiharla rla ilgili tek açıklama yok. Türkiye'nin en gözde kurumunun 3 mühendisi intihar ediyor, herkes "sus-pus". Ölenler Aselsan'ın çalışanı değil yalnızca, Bu ülkenin yetiştirdiği beyinler, Olay sadece "ruhsal sıkıntı" ise, ilk intiharın ardından çalışanlarına yönelik tedbir almayan Aselsan yönetimi yine kusurlu sayılır. Türkiye'nin en gözde mühendisleri bu ölümleri görünce Aselsan'da çalışmak ister mi? Kurum, adeta içine kapanarak kendi bacağına kurşun sıkmış olmuyor mu? Yanıtı gizlidir ama yine soralım: Bu mühendisler hangi proje üzeride çalışıyorlardı? Geleceklerini garanti altına almış 3 kişinin ard arda intihar etmesini "yüksek lisans" notu açıklamaya yetmiyor.

Yorum (yok) Sende Dök içini!

Ülkenin Durumu...

Yasar Nuri Ozturk: Turkiye dinsizlige gidiyor

 

HYP Genel Baskani ve eski Istanbul Milletvekili Prof. Dr. Yasar Nuri Ozturk, 22 Temmuz seciminden sonra AKP doneminde Turkiye'nin adim adim "ilimli Islam" devletine dogru kaydigi yorumlari yapilirken, yine kamuoyunu sasirtacak bir degerlendirme yapti. Ozturk, Turkiye'nin "dinsizlige" dogru gittigini iddia etti.Siyasi gelismelerle ilgili ANKA'nin sorularini yanitlayan Prof. Dr. Ozturk, "Kuran'in anladigi manada bir dinden soz ediyorsak, Turkiye dinsizlige dogru gidiyor" dedi. Ozturk, "Turkiye'yi tasidiklari yer sirktir, din degil. Biz yillarca buna karsi mucadele verdik. Ama simdi Turkiye dogrudan dogruya musrik zihniyete, sirk zihniyetine dogru gidiyor. Yelken acmis gidiyor hem de. Zaten Kuran'dan ve Hz Muhammed'den onay almayacak sahte bir dini, morfin gibi kullanip Turkiye uzerinde her istediklerini yapiyorlar, hurafe dinini anestezi gibi kullaniyorlar" diye konustu.

     
 - "TURBAN, ST PAUL'UN INCIL'E SOKTUGU KIYAFETTIR"-

 

Prof. Dr. Ozturk, son yillarda "turban" adi verilen ve degisik tarzda baglanan ortunun ise Muslumanlikla ilgisinin olmadigini soyledi.Ozturk, bunun St Paul'un Incil'e soktugu rahibe kiyafeti oldugunu belirterek, su degerlendirmeyi yapti:"Turkiye'de iki buyuk operasyon yapiliyor. Kuran dininin birinci vasfi anti emperyalizmdir. Ataturk de tarih onunde bu konuda en basarili adamdir. Ama onun anti emperyalist yanini kiniyorlar. Turkiye kullanilarak Islam'in, anti emperyalist ruhunu yok etmek istiyorlar. Her 50 metreye kurulan camilerde bu ruhu katlediyorlar. Bize, `Islam'in diger taraflarini birakin, size bol cami yapmak, hanimlarin basini ortmek kafidir' diyorlar. Hanimlarin basindaki ortu, rahibe kiyafetidir. Saint Paul'un Incil'e soktugu kiyafettir. O bizim Musluman insanin ortusu degildir. `Cami ve bu ortu size din olarak yeter' deniyor. Muslumanlara din diye baska bir sey birakmadilar. "

     

-"DARBELER ICIN DUA EDILECEK NOKTAYA GELINEBILIR" -

 

Onumuzdeki doneme iliskin karamsar bir tablo cizen Ozturk, Turkiye'nin "iyiye ve hayra" gittigini dusunemedigini soyledi. Ozturk, turban, lokantada mescit, sehirlerarasi otobuslerde namaz molasi konulari tartisilirken, Turkiye'nin kaydettigi tek gelismenin borclarini artirmak oldugunu belirtti.Ozturk, sunlari soyledi:"Turkiye ortulu bir sekilde somurgelestiriliyor . Huzun duyarak soyluyorum ki, Turkiye'nin gelecegine iliskin hicbir irade Turkiye'yi yonetenlerin elinde degil. Turkiye buyuk bir ruzgarin elinde, birilerinin istedigi yone dogru goturuluyor. Birileri en berbat sekilde yorumlayabilirler ama sunu soyleyebilirim: Benim en cok tedirgin oldugum sey, meselelerin siyasetle cozumlenemeyecegi bir noktaya suruklenilmesi. Bu nokta ya felaket ya da kanli kavgadir. Felaket nedir, Turkiye, disardan istedikleri sekilde paramparca edilir. Ikincisi, Turkiye ic kavgaya gider. Darbe olur deniyor, ama bana oyle geliyor ki, Turkiye darbeleri bile Allah tan niyaz edecek duruma gelebilir. Simdi `darbe,darbe' laflariyla cambaza bak oyunu oynaniyor. Turkiye, darbelere bile el acip dua edilecek bir noktaya surukleniyor, Turkiye onu bile arayacak. Cok kaygiliyim bu noktada ben."

     
 -"IKI MILLETLI PARLAMENTO"-

 

Ozturk, 22 Temmuz'da secim yapilmadigini belirterek, "Bu, bir tsunami, nevi sahsina munhasir, bir nevi yari isgal, butun batili guclerin ortaklasa belirledikleri hedefe 2-3 milyar dolar para harcayarak Turkiye'de halkin iradesinin bir yone sevkedilmesidir. O sebeple biz bunu bir secim saymiyoruz. Bunun ne menem bir sey oldugu, yillar sonra anlasilacak" dedi.Secim sonra tablo konusunda da kaygilari bulundugunu ifade eden Ozturk, soyle konustu:"Turkiye, tarihinde ilk defa adeta iki milletli parlament oya mecbur ve mahkum bir hale getirildi. Boyle bir manzara var. Su anda parlamentonun en aktif unsuru, en azindan gorundugu kadariyla, bolucu temayuller tasiyan unsur. Parlamentonun ilk gundem yaptigi konulardan biri, parlament oya yeni giren bu unsurun, teror basinin yasam sartlarinin iyilestirilmesidir. Buna dikkat etmek lazim. Onun arkasindan Turk ordusunu boluculukle itham demeclerini dinledik. Arkasindan `PKK'ya teror orgutu demeyiz' demecini dinledik. Obur tarafta henuz anayasayi degistirme calismalari disinda bir sey gormuyoruz."

      

 -"DOKUNULMAZ ZIRHI KIRLENDI"-

 

Ozturk, bu parlamentodan bir "hayir" gelecekse, bunun bir numarali gostergesinin milletvekili dokunulmazliginin kaldirilmasi olacagini soyledi.Ozturk, "Eger parlamento ile dokunulmazliklari kaldirarak baslarsa, buradan bir hayir cikacagini dusunebiliriz, aksi takdirde hicbir hayir cikmaz. Dokunulmazlik zirhinin ici kirlendi, pislendi, bu zirhi kaldirip atmak lazim" dedi.


-ALINTIDIR-

Yorum (yok) Sende Dök içini!

Tarihin en ilginç intiharı

İlginç;

1998'de bir Fransız oldukça karmaşık bir intihar girişiminde bulunmuş.Bir deniz kıyısında yüksek bir yamacın tepesinde çıkıp boynuna bir ip bağladı,ipi de büyük bir kayaya bağladı.Sonra zehir içti ve kendini ateşe verdi. Uçurumdan atlarken de tabancasıyla kafasına ateş etti.Ama devamı daha ilginç sanırız: Çünkü kurşun onu ıskalayıp ipi kesti, böylece adam suya düştüğünde asılı kalmadı.Soğuk su yanan elbiselerini söndürmekle kalmadı aynı zamanda onu şoka sokarak yuttuğu zehri kusmasını sağladı.Sudan bir balıkçı tarafından çıkarılıp hastaneye götürülen adam orada hipodermi (vücut ısısının aşırı düşmesi)den dolayı öldü.

Yorum (yok) Sende Dök içini!

BARIŞ SENİ UNUTMAYACAĞIZ...

GENCECİK BİR İNSANIDA TRAFİK KAZASINDA KAYBETTİK.
O KADAR GENÇ İNSAN VERDİK Kİ BU TRAFİK TERÖRÜNE NE KADAR ÜMİT ETSEMDE BU SON OLUR DİYE FAYDASIZ EMİNİM.
AİLESİNE VE SEVENLERİNE SABIR BARIŞADA ALLAHTAN RAHMET DİLİYORUM.
O KADAR DUA ETTİMKİ UMUDUMU ASLA KAYBETMEDEN.
YAŞAYACAK DÖNECEKSİN DİYE ARAMIZA
AMA NAFİLE GÜZEL ALLAHIM ALDI SENİDE
ÖLÜMÜN ACI GERÇEĞİ BU.
MUTLAK SON...HEPİMİZİN GİDECEĞİ SON DURAK...
BARIŞ SENİ VE ŞARKILARINI UNUTMAYACAĞIZ...
MEKANIN CENNET OLSUN...MELEK İNSAN...



Yorum (yok) Sende Dök içini!

« Önceki ::