Tunç Çağı’nın Gizemli Kadınları



Ana Tanrıça kültünün ortaya çıkışı, M.Ö. 40.000–30.000’lere rastlar. Bu dönemde yaşam mücadelesiyle uğraşan insanoğlu, yaradılışını sorgulamış ve bir hayat dünyaya getiren, onu koruyan, kendinde var olan sütüyle besleyip, büyüten bir varlığın bu doğal özellikleri, Ana Tanrıça kültünün çıkış sebebi olmuştur.
Kent
yaşamına geçilen Tunç Çağı’nda (M.Ö. 3200-2000) değişen yaşam koşulları
gibi, Ana Tanrıça figürlerinin de değiştiğini gördüm bu sergide.. Öyle Neolitik Dönem Ana Tanrıçaları gibi
abartılı uzuvları yok, incelmiş; baş, boyun ve vücuttan oluşan
idollerle karşılaştım.. Göğüsleri belirtilmiş ve genelde, besleyici
uzuvları olan bu göğüsleri elleriyle kapatır şekilde betimlenmişler..
Bazılarının sadece gözleri belirtilmiş, iri delikler halinde.. Aklıma o
an Tanrıların Tanrısı Zeus’un çift yüzlü baltası (labrys) ile birlikte
bazen bir göz bazen de bir kulağın betimlendiği, tapınak duvarları
geldi. Böyle bir betimleme, “Tanrı sizi görüyor” ya da “Tanrı sizi
duyuyor” anlamına gelirdi. Bazı Tanrıça figürinlerinde yalnızca
gözlerin gösterilmesi aynı yönde bir inanış mıydı acaba? Kim bilir,
belki de “ben her şeyi görüyorum” diyordu sessizce..
Bu kadar çok kadın
figürinlerinin yapılması için ise, söylenecek tek bir şey var; onun
yaratma gücüne kayıtsız kalamayan insanoğlunun ona tapması..








Konu: bomboş
ben değilim yokluğunda ağlayan unutma bnen o artık eski ben değilim
Bağlantı »
Konu: ASLI
Tam otuz yıldır saatim işlemiş ben durmuşum;
Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum...
Necip Fazıl KISAKÜREK
KEŞKE BEN YAZABİLSEYDİM BÖYLE DİZELER
Nerde bende o yetenek
Bağlantı »
Konu: Merhaba
Tam kırkyedi yıldır saatim işlemiş ben durmuşum;
Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum
Sağlıkla Kalın
Bağlantı »
Konu: Sevgilerimle
En güzel günlerde kalmanız dileğimle
Senin Olsun
Kalbini gönlünü, al götür benden,
Aşkını başına, çal senin olsun.
Hayat mı beklenir ölü bedenden,
Bulursan canımı, al senin olsun.
Ne kıymet ne vefa, hep çile verdin,
Bitirdin ömrümü, bitmedi derdin,
Kalbimi elinle , çarmıha gerdin,
Ölümden öteye, yol senin olsun.
Ne kadar deyince çok dedim sana,
Gayrıya bir kapım yok dedim sana,
Ölmeden yüreğim bak dedim sana,
Yaşayan kalbimi, bul senin olsun.
Üzülme ne hasta, ne yasta başım,
Her sene otuzbeş hep aynı yaşım,
Gelirsen anlatır musalla taşım,
''Ruhuna Fatiha'', kul senin olsun.
Severdin gönülden yeminle güya,
Yaşamak seninle yalancı rüya,
Dönecek duracak desen de dünya,
Ben çıktım içinden, kal senin olsun.
Mansur İlhan Yakar
http://mansur.blogcu.com/
Bağlantı »