RUHUMU OKŞADI DERİN BİR SÜKUT;KAYBETTİM İNCİLERİMİ BİR HAZAN GÜNÜ
..........HOŞGELDİNİZ............

Tunç Çağı’nın Gizemli Kadınları



Bir süre önce, günümüzden 5 bin yıl öncesinin besleyen, doğuran, üreyen, kutsal, küçük kadınlarının davetine kayıtsız kalamamıştım. Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi’ne, göreceklerim karşısında nasıl büyüleneceğimi kurgulayarak gittim.. Çünkü Ana Tanrıça benim için önemliydi.. Çatalhöyük ile ilgili ilk gördüğüm resim ortaokul yıllarıma dayanır ki; bu resim iri göğüslü, şişman bir kadındı.. O zaman ki aklımla ne düşündüğümü hatırlayamıyorum ama şu an çok şey ifade ediyor bana o resimdeki Ana Tanrıça..



Sonra Efes Artemis’iyle tanıştım.. Bol göğüslü olarak yontulmuş bu Artemis, hemen bolluğu ve bereketi gözler önüne seriyordu. Zaten Ana Tanrıça denilince akla doğurganlık, çoğalma gelir. Peki, bu iki karakter arasındaki zamanda Ana Tanrıça kültü kesintiye mi uğramıştı? Tabi ki hayır.. Bu sergi aradaki boşluğu kısmen kapatan bir belgeseldi benim için..



Ana Tanrıça kültünün ortaya çıkışı, M.Ö. 40.000–30.000’lere rastlar. Bu dönemde yaşam mücadelesiyle uğraşan insanoğlu, yaradılışını sorgulamış ve bir hayat dünyaya getiren, onu koruyan, kendinde var olan sütüyle besleyip, büyüten bir varlığın bu doğal özellikleri, Ana Tanrıça kültünün çıkış sebebi olmuştur.

Kent yaşamına geçilen Tunç Çağı’nda (M.Ö. 3200-2000) değişen yaşam koşulları gibi, Ana Tanrıça figürlerinin de değiştiğini gördüm bu sergide.. Öyle Neolitik Dönem Ana Tanrıçaları gibi abartılı uzuvları yok, incelmiş; baş, boyun ve vücuttan oluşan idollerle karşılaştım.. Göğüsleri belirtilmiş ve genelde, besleyici uzuvları olan bu göğüsleri elleriyle kapatır şekilde betimlenmişler.. Bazılarının sadece gözleri belirtilmiş, iri delikler halinde.. Aklıma o an Tanrıların Tanrısı Zeus’un çift yüzlü baltası (labrys) ile birlikte bazen bir göz bazen de bir kulağın betimlendiği, tapınak duvarları geldi. Böyle bir betimleme, “Tanrı sizi görüyor” ya da “Tanrı sizi duyuyor” anlamına gelirdi. Bazı Tanrıça figürinlerinde yalnızca gözlerin gösterilmesi aynı yönde bir inanış mıydı acaba? Kim bilir, belki de “ben her şeyi görüyorum” diyordu sessizce..


Bu kadar çok kadın figürinlerinin yapılması için ise, söylenecek tek bir şey var; onun yaratma gücüne kayıtsız kalamayan insanoğlunun ona tapması..



EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Sende Dök içini!

« Önceki :: Sonraki »

Sende Dök içini! :: Arkadaşına Gönder!

4 Duygu Yüklenmiştir
  1. Yazan: hüzün | Tarih: 31/10/2008
    Konu: bomboş
    ben değilim yokluğunda ağlayan unutma bnen o artık eski ben değilim

    Bağlantı »

  2. Yazan: thares | Tarih: 25/7/2007
    Konu: ASLI
    Tam otuz yıldır saatim işlemiş ben durmuşum;
    Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum...

    Necip Fazıl KISAKÜREK

    KEŞKE BEN YAZABİLSEYDİM BÖYLE DİZELER
    Nerde bende o yetenek

    Bağlantı »

  3. Yazan: thares | Tarih: 25/7/2007
    Konu: Merhaba
    Tam kırkyedi yıldır saatim işlemiş ben durmuşum;
    Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum
    Sağlıkla Kalın

    Bağlantı »

  4. Yazan: Mansur | Tarih: 12/7/2007
    Konu: Sevgilerimle
    En güzel günlerde kalmanız dileğimle

    Senin Olsun

    Kalbini gönlünü, al götür benden,
    Aşkını başına, çal senin olsun.
    Hayat mı beklenir ölü bedenden,
    Bulursan canımı, al senin olsun.

    Ne kıymet ne vefa, hep çile verdin,
    Bitirdin ömrümü, bitmedi derdin,
    Kalbimi elinle , çarmıha gerdin,
    Ölümden öteye, yol senin olsun.

    Ne kadar deyince çok dedim sana,
    Gayrıya bir kapım yok dedim sana,
    Ölmeden yüreğim bak dedim sana,
    Yaşayan kalbimi, bul senin olsun.

    Üzülme ne hasta, ne yasta başım,
    Her sene otuzbeş hep aynı yaşım,
    Gelirsen anlatır musalla taşım,
    ''Ruhuna Fatiha'', kul senin olsun.

    Severdin gönülden yeminle güya,
    Yaşamak seninle yalancı rüya,
    Dönecek duracak desen de dünya,
    Ben çıktım içinden, kal senin olsun.

    Mansur İlhan Yakar

    http://mansur.blogcu.com/

    Bağlantı »

Sende Dök içini!

« Önceki :: Sonraki »